Get your own Chat Box! Go Large!
Oto Elektrik ve Aksesuar Hizmetlerimizi KategorilerdenTakip Edebilirsiniz - Blogcu



Oto Elektrik ve Aksesuar Hizmetlerimizi KategorilerdenTakip Edebilirsiniz

• 27/10/2009 - cam filmi 120,00 tl


Her marka aracınıza Çizilmez Solmaz

GARANTİLİ CAM FİLMİ ÇEKİLİR

 

 

Şok Fiyat 120,00 TL

 

 

Oto Cam Filminin Faydaları Nelerdir ?
En önemli faydası kaza anında

Camın dağılmasını engeller ve

Sizin herhangi bir yerinize zarar gelmesi önlenir.

Aracınız ne marka olursa olsun

Estetik bir görünüm katar.

Otomobilinizin içinde rahatça hareket edebilirsiniz,

Çünkü dış ortamdan içerisi net gözükmez.

Güneşten gelen ışınları kırarak

Araç içinde serin bir ortam sağlar.

Aracınızın döşemelerinin

Yumuşamasını ve Renklerin Solmasını engeller.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 27/10/2009 -



HER MARKA ARACA UYGUN ÇEŞİTLERİMİZ İLE

XENON FAR SİSTEMLERİNDE ŞOK KAMPANYA

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 31/5/2009 -







Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 11/4/2009 - GÜNAYDIN OTO ELEKTRİK VE AKSESUAR ÇEŞİTLERİMİZ


DESİ EV VE İŞYERİ ALARMLARINDA ŞOK KAMPANYA

OTO AMPÜL ÇEŞİTLERİ





Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 18/11/2008 - OTOAKSESUAR ve ELEKTRİK
























     DESİ OTO ALARM MONTAJ VE SATIŞ  & KOLTUK KILIF ÇEŞİTLERİ

ZENON FAR SİSTEMLERİ & GERİ PARK SENSÖRLERİ

  NİKELAJ KROM ÇEŞİTLERİ  & JANT KAPAK ÇEŞİTLERİ

TEYB CD HOPORLÖR VE MÜZİK SİSTEMLERİ

OTO KILIF ÇEŞİTLERİ   
FUUL AKSESUAR



Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 5/11/2008 - Yusufu Kaybettim

Yusuf'u Kaybettim

Yusuf; u kaybettim Kenan ilinde
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz
Bu aklı fikir ile Leyla bulunmaz
Bu ne yaredir ki çare bulunmaz

Aşkın pazarında canlar satılır
Satarım canımı alan bulunmaz
Yunus öldü deyu selan verirler
Ölen beden imiş, aşıklar ölmez

Yunus Emre

 

Yusuf'u Kaybettim...
Kenan ilinde…

Hüznün çocuklarıyız biz.

Yüreğimiz kabuk bağlamış yaralarla.

 

Bir dokunulup, bin ah işittiren yürekler.

Acı Katığımız.olmuş

Umut örselenmiş yüreğimizde sadık bir yoldaş…

Güneş en erken bize doğar,

ilk ışıklarını bizimle paylaşır,

geceden yalnız bırakmamışız

dostumuzu.

Yüreklerimizi ısıtır,

sonra da bizi geceye bırakır…

Yıldızlara…Uzaklara…Derinlere…

Karla kaplı yüreğimiz üşür,

YANLIZLIKTAN…..
Yusuf bulunur, Kenan bulunmaz!

Bir tebessüm etmişsek

Güneş’e,

Bin defa da sessizliğinde ,

SENSİZLİĞİN,de ve

Gecenin eşliğinde ağlamışız.

Kuyuya bırakılan Yusuf’uz…

Dudaklarımızın kenarında mütevazi bir tebessüm saklıdır.

Gözyaşıyla beslenen…

Kim bilir belki umut oradan yeşeriyordur

YÜREKLERE...

Sakın dokunmayın yüreğimize.

Vardır her zaman HÜZÜN..

Gözbebeklerimizde,

bir dokunulsa akıp dudaklara doğru kayacak olan bir yudum

Gözyaşı seli…

Kuyuya terk edilen ey Yusuf!

İhanetin hançeri sürekli aynı ellerde midir?

Her zaman kardeşler mi bırakır kuyuya?

Ya anneler? Ya babalar?

Onlarda bırakırlar mı evlatlarını kuyuya?

Bir ömür kuyuda geçer mi Yusuf?

Sahi kervancılar ne zaman geçecek buradan?

Yusuf! Ey Mısırın Sultanı!
Peki ya ben KİMİM ?

Neden kuyu?

Benim Mısır’ım neresi?

Kader garip bir bilmece midir ey Yusuf?

Ne zaman çözülür bu bilmece?

Gecede neler gizlemiş sahip?

Neden uykusuz geceler?

Neden tatsız hayat?

Neden içtiğim suyun tadı yok?

Yoksa…
Yoksa bu kuyunun suyu mu?

Yusuf! Bir ömrün vebali nedir?

Ödeyebilir mi bir insan bunu?

Kuyudan ne zaman çıkılır Yusuf?

Ellerimi uzattıkça engelim çarpıyor Yusuf?

Bir küçük kuş gibi dışarı çıkmak için

Çırpındığımda , kafese çarpıyor ,

Elimde sadece yorgunluk kalıyor!

YÜREĞİM ACIYOR!

Başım yorgunluktan dönüyor!

Yorgunluğum bedenden değil    ha!
Zihnin o kadar yoğun ki Yusuf?

Bu ne YAREDİR, ki derman bulunmaz!
Sahi sen kuyuda iken neler yaptın?

Kimlerle arkadaş oldun?

Kimi SIRDAŞ tuttun masum yüreğine?

Nemli duvarları mı?

Nasıl tutundun o kuyuda?

Kolların seni taşımaktan yorulmadı mı çıkmak için her elini uzattığında?

Umut var mıydı minnacık yüreğinde?

Sahi onu nasıl sakladın kirli yüreklerden?

Yoruldum ben Yusuf?

Yaşamak var ile yok olmak arasında bir çizgi ?

Çokta önemli değil nefes alıp vermek!

Bu bilmecenin sonu nedir Yusuf?

Üşüyorum…Ürperiyorum…
Ya sar bedenimi bedenine…
Ya da bırak düşeyim…

Adaşım! Tut artık göğüs kafesimden…
Yoruldum, düşeceğim.

Sahi düşsem de kurtulacağım,

Bıraksan da!

Ya tut! Ya da bırak!
Araf ta bırakma…!
Ölen beden imiş aşıklar ölmez!..

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 29/9/2008 - Yolu Bu Kadar Güzel Olursa,Kimbilir Cennetin Kendisi Ne Kadar Gü



Yolu bu kadar güzel olursa,

kimbilir Cennetin kendisi ne kadar güzeldir..."


Bayramlar

, İnsanlar Arasındaki Karşılıklı Sevgi Ve

Saygının Perçinlendiği Günlerdir.

Bayramlar,

 İnsanların Birbirleriyle Olan Dargınlıklarını Unuttukları,

Barıştıkları,

Kardeşçe Kucaklaştıkları Günlerdir.

Sağlık, Huzur, Mutluluk, Bolluk Ve

Bereket Getirmesi temennilerimle

Ramazan gittiği için değil,

günahlarımızın affolduğu için,

 büyük sevap ve nimete kavuştuğumuz için

 bayram yapıyoruz.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Bayram sabahı Müslümanlar, namaz için camilerde toplanınca
,

Allahü teala, meleklere,

 “İşini yapıp ikmal edenin karşılığı nedir?”

diye sorar.

Melekler de, “Ücretini almaktır” derler.

Allahü teala da,

“Siz şahit olun ki,

 Ramazandaki oruçların ve namazların karşılığı olarak

 kullarıma kendi rızamı ve mağfiretimi verdim.

 Ey kullarım, bugün benden isteyin,

izzet ve celalim hakkı için istediklerinizi veririm”

 buyurur.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 23/9/2008 - İnsan VAV.. Şeklinde Doğar,


         İnsan  vav   şeklinde doğar,  
bir ara doğrulunca kendini elif sanır.
 İnsan iki büklüm yaşar, 
oysa en doğru olduğu gün ölmüştür. 
Rabbi vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
 İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
 Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Vav ın elifle münasebeti ne kadar iyiyse,
kâinatın dengesi de o kadar düzgündür. 
Kim kimi hatırlarsa evvel o ona koşar. 
Kâinatta tüm cisimler boşlukta dönerken 
 insan belki o yüzden boşlukta kalmamış, 
Rabbi onu imanla doldurmuştur. 
Ve Allah insana seslenir, 
peygamber eliyle ulaşan mesajı hem dal hem vav ol der insana. 
"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. İyiliği emrederler; kötülüğe engel olurlar. Namaz kılarlar, zekât verirler. Allah’a ve Resulüne itaat ederler.
İşte bunlara Allah rahmet edecektir.
Allah şüphesiz güçlüdür, hakimdir." 
Başkasının önünde eğilmek ne zordur. Birilerinin emri altına girmek ne ağırdır. Krallara boyun eğmemiş insan görmediği bir varlığa mı itaat edecektir?  
"Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O’na döneceklerini umanlar ve Allah’a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir"
 Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur. 
İşte o ayet: “Secde et, yaklaş!”
 Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu. 
GÜZEL BİR KISSA YLA BİTİRELİM....
Hafız Osman fırtınalı bir günde dolmuş kayıkla   
Beşiktaş’a geçecektir.
Bir kayığa biner. Yol bitmek üzereyken kayıkçı ücretleri ister.
Fakat Hafız Osman o gün aceleyle çıktığı için yanına para almayı unutmuştur. Kayıkçıya, “efendi, yanımda param yok, ben sana bir
“VAV” yazayım, bunu sahaflara götür karşılığını alırsın” der.
Kayıkçı yüzünü ekşitip söylenerek yazıyı alır.
Bir müddet sonra kayıkçının yolu sahaflar tarafına düşer.
Bakar ki yazılar, levhalar iyi fiyatlarla alınıp satılıyor.
Cebindeki yazıyı hatırlar ve götürür satıcıya.
Satıcı yazıyı alır almaz
“Hafız Osman vav’ı” diyerek açık artırmaya başlar.
Sonuçta iyi bir fiyata “vav”ı satar kayıkçı.
Kayıkçı bir haftalık kazancından daha fazlasını bu “vav” ile kazanmıştır.
Bir gün Hafız Osman yine karşıya geçecektir ve yine aynı
kayıkçıyla karşılaşmıştır.
Yol bitmek üzereyken yine ücretler toplanır.
Hafız Osman da yol ücretini uzatır kayıkçıya.
Kayıkçı “efendi para istemez, sen bir “vav” yazıver yeter” der.
Hafız Osman gülümseyerek der ki;
“efendi o “VAV ” her zaman yazılmaz.”

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 31/8/2008 - YA ŞEHRİ RAMAZAN HOŞGELDİN



Oruç ayına girdiğin zaman, o aya kavuştuğuniçin Hakk’a şükrederek, sevinerek, neşeli olarak gir! Çünkü Ramazanın gelişinden üzülenlere, gamlılara oruç haramdır. Onlar, oruca layıkdeğillerdir.

Cennet'te
Reyyan adında bir kapı vardır
Kıyamet Günü, oruç tutanlar nerededir?denilerek çağrılır. Kim oruç tutanlardan olmuşsa ona girer. 
Kim de ona girmişse, ebediyyen susamaz." 
 (Bu aya Ramazan denmesinin sebebi,
günahları yakıp erittiği içindir.)

”Ramazan ayı girdiği zaman cennet kapıları açılır; cehennem kapıları kilitlenir; şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Müslim)

“Ramazan öyle bir aydır ki; ilk günleri rahmet, ortası mağfiret ve sonu Cehennem ateşinden kurtulmaktır

 Orucun birçok maddi ve manevi faydaları vardır.

Bunlardan bazıları şöyledir:
İnsan nefsinin aşırı isteklerine ve ihtiraslarına engel olur.

Oruç tutanlar daha sabırlı ve metin olurlar.
Peygamberimiz: "Oruç sabrın yarısıdır."

buyurmuştur ve aynı zamanda:

Sabır imanın yarısıdır."

hadis-i şerifleriyle orucun, imanın dörtte biri olduğu sabit olmuştur.
Senenin diğer aylarında devamlı çalışan ve yorulan mide

oruç aracılığıyla dinlenme imkanı bulur.

Oruç, toplumun ahlâki hayatını değiştirir, iyiye ve güzele götürür.
Zenginler, oruç sayesinde

fakir ve yoksulların durumunu daha iyi anlar.

Böylece bireyler arasında yardımlaşma, acıma,

şefkat ve merhamet duyguları gelişir.
Ilâhi bir emir olduğu için ramazanda kendisine helâl olan şeyleri yapmayan kimse  haramlara hiç yaklaşmaz.

Bunlardan başka orucun bir çok dini yararları vardır       

  MUKABELE

Resûl–i Ekrem Efendimiz s.a.v tam yirmi üç senede nâzil olan

Hazret–i Kur’an’ın ilk âyeti,

Mekke’de bir Ramazan ayında nâzil olmuştur

Ramazan ayının kudsiyetinden biri oruç tutmak ise,

bir diğer kudsiyeti de
Kur’an okumak ve dinlemektir

Bu ayda Kur’an okumanın, okunan Kur’an’ı dinlemenin

kendine has bir kudsiyeti ve mânâsı vardır

Zira bir adına da Kur’an ayı denen Ramazan boyunca

Resûlüllah s.a.v

 Kur’an’a karşı farklı bir alaka göstermiş, hatta

Cebrâil aleyhisselam bile bu farklı alakaya iştirak etmek üzere Rabb’imiz (C.C) tarafından vazifelendirilmiştir

Nitekim Buharî’de geçen bir hadisten şunu öğrenmekteyiz
Ramazan gecelerinin hemen hepsinde de

Resûlüllah  s.a.v gelen

Cebrâil Aleyhisselam, onunla karşı karşıya oturur, o güne kadar getirmiş olduğu âyetleri

Resûlüllah’la müzakere ederdi Yani,

Resûlüllah s.a.v  zabt ettiği ayetleri

Ramazan ayı boyunca tane tane okur,

Cebrâil Aleyhisselam da başını eğmiş vaziyette huşû içinde dinlerdi

İşte Ramazan ayında

Müslümanlarca Kur’an’a karşı gösterilen farklı alâkanın bir sebebi de bu tarihî hadise olmuştur

Mü’minler bu ayın başından itibaren camilerde evlerde ve diğer münasip yerlerde toplanırlar,

Resûlüllah s.a.v okuyuşunu hatırlatan mukàbeleleri dinler,

yahut bizzat nâzil oluyormuş gibi ruhlarına sindirir,

gönüllerine nakşederler

İşte camilerde evlerde ve çeşitli yerlerde okunan
Ramazan mukàbelesinin temelindeki

kudsî hatıra ve tarihî vak’a budur

Bu mukaddes tatbikat kıyamete kadar devam edecek,

Hazret-i Kur’an ruhlara ve gönüllere saadet ve sürûr vermeye ara vermeyecektir

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• 28/8/2008 - Dünyanın, Yaşanmış En Güzel Aşk Hikayesi

Dünyanın, Yaşanmış En Güzel Aşk Hikayesi
Ne  Leyla .ne . Mecnun, ne   Ferhat, ne  Romeo vs. vs.    
 En güzel aşk hikayesi
Efendimiz s.a.v.  ile
Hatice Validemiz’in hikayesidir.. 
  Sanır mısınız ki Leyla ile Mecnun evlenseydi,
ya da  digerleri.  .
Aşklar dillere destan olur, günümüze kadar ulaşırdı?
  
Hayır tabii ki! Belki bir kaç sene sonra bitecekti.. 
Yaşanmadığından, kavuşulmadığından hep bunlar
 Ama siz bir bakın efendimizle,
 
 
 Hatice Validemiz’in aşkına ALLAH .için!
   
Bu, yaşanmış hem de uzun yıllar boyu yaşanmış bir aşk..
  
Şimdi gönül penceresinden, Efendimizden sonra insanlığın en yücesi, mübarek annemizi seyretmeye çalışalım:
Efendimiz 24 yaşında idi.
Hatice annemiz ise, 39 yaşında dul, nâzenin bir hanımefendi idi.
  
Aynı zamanda Efendimizin akrabası idi. Merhamet dolu kalbi kadar derin bir güzelliğe sahipti. Fizik çizgileri ardında bakışlarındaki mânâ dolu güzellik hemen fark edilirdi. Yüzlerce evlenme teklifini:
— Evlenmeyi kesinlikle düşünmüyorum, beyanı ile reddediyordu.
Herkes ona hayrandı.
Fakat kimse onun gönül kalesi önünde hayranlıktan öte geçemiyordu.
 Efendimiz, kısa bir sürede Hatice annemizin itimad ve takdirini kazandı.
  
Hatice annemizin tüm dünya güzelliklerine kapalı olan gönlünü Efendimizin aşkı ile dolduruverdi.
Fahr-i Kâinat Efendimiz, Şam'a kervanları götürünce, 
 
Hatice annemiz dama çıkar, o gelene kadar hasret şarkıları okurdu.
Mânâ ilimlerinde Allah'ın çok sevdiği üç beste nakledilir.
Bunlardan biri, Şeyma annemizin Efendimize bestelediği
Muhammed kasidesi,  ikincisi Hicret'te Efendimiz beklenirken, Medineliler'in söylediği ünlü Hicret şarkısıdır.
Bu besteler, yüzyıllar sonra mânâ ehlinin zaman perdesinden yakalayıp bize naklettiği ve öğrettiği şarkılardır.
Üçüncü beste ise, Hatice annemizin Efendimize sunduğu hasret şarkısıdır ki, Allah'ın gayp âleminde gözlenmiş, Efendimizden başkası onu dinleyip duymamıştır.
Ve birgün Hatice annemizin yüreği bu sevdaya dayanamadı. Efendimizi, Hz. Ebû Talib'den istemeye karar verdi. Hz. Hatice annemiz, arkadaşı Münye kızı Nefise'ye durumu açınca, Nefise:
— Aman ya Hatice, bu tarz bir evlenme teklifi ne Arap âleminde, ne de dünyada görülmüş olay değildir, elâlem bize ne der? diye mani olmak istedi.
Fakat güzeller güzeli, nazlılar nazlısı Hatice annemiz:
— Herkes ne derse desin, benim bu aşka tahammülüm kalmadı, buyurdu.
Tüm mânâ ilmine altın çivilerle bir yeni mânevi yasa böylece yazılmış oldu. Mânâ ilimlerinin temeline geçen bu kural aynen şöyle ifade edilmektedir:
«Allah ve O'nun sevgilisi  Fahr-i Kâinat adına yapılacak fedakârlıklarda sınır yoktur. Hele çevrenin yargılarından çekinmek kesinlikle yasaktır.
 Formül: elâlem ne derse desin, yasasıdır.»
Allah, Hz. Hatice'nin sevgisine uygun bu davranışını öyle sevdi ki, yeryüzünün en mutlu ve muhteşem yuvasını takdir edip kurdu. Böylece Kâinatın Fahr-i Ebedîsi, Hatice annemizle evlendi.
Bu olay İslâm Dîni'nin temel dayanaklarının en önemli temelini teşkil etti. Yeryüzünün en şerefli siyasi ve sosyal hareketi olan İslâmiyet böylece bir yandan büyük bir maddi dayanağa sahip olurken, daha önemlisi Hatice annemizin 
 Efendimiz üzerindeki akıl almaz ihtimam ve şefkati ile güçlendi.
Hatice annemiz Efendimize karşı öylesine sevda dolu bir duygu beslerdi ki: Fahr-i Kâinat Efendimiz dîni telkin için Mekke sokaklarına çıktığı zaman, Hatice annemiz de:
— O güneşte dolaşırken ben gölgede oturamam, diyerek evin avlusuna çıkardı.
Efendimizin her soluduğu nefesi izleyerek âdeta
 o nefeste var olmak isterdi.
Eliyle hazırladığı yemeklerde büyük îtina gösterir,
her şeyin en güzelini ona sunmak için çırpınır dururdu.
Fakat daha önemlisi Efendimizin kalbi ile olan âhengi idi.
 Hatice annemiz,
Fahr-i Kâinat Efendimizin en ufak bir üzüntüsünü anında hisseder,
bir yandan onu gidermek için çaba sarf ederken, bir yandan da
gönül güzelliği ile o üzüntüyü yok ederdi. ..
Yine ilk vahiy geldiğinde
O’na nasıl destek olduğuna, yüreğini,malını,canını nasıl
serdiğine bakın..
 
Ve Efendimiz’in yüreğindeki Hatice Validemizin yerini düşünün,
 cok hadislerde geçer
Fahr-i Kâinat Efendimiz, Kur'ân'ın gelişine mukaddem günlerde
Nur Mağarası'nda murakabeye çekildiği zaman;
  
Hatice Validemiz’e bakın; Her gün O en sevgili’ye yiyecek taşıyor!
Her gün gidiyor ve  O’nunla  biraz oturuyor..
sonra dönüp gidiyormuş gibi uzaklaşırdı.
Kısa bir süre sonra dönüp bir taşın ardına gizlenerek saatlerce Efendimizi beklerdi. Buradaki incelik,
Efendimizi, hiç rahatsız etmeden,  onun muhteşem
 huzurunu bozmadan Efendimizi koruma zevki idi. 
 
Ve Yaşı 55 civarı  idi
  
Hira Magarasını bilir misiniz siz?
Ne kadar yüksektir  çıkması ne  kadar zordur?
heleki o zamanın şartlarında 
 
Bugün gençler bile çıkarken ter içinde kalırlar, çok  yorulurlar..
   
Mekkefethinin ilk günü, o karışıklık, o heyecan esnasında
Efendimiz  yaslı bir hanımla karşılasıyor,
  O’nun yanına gelmesini önlemek  isteyenlere
“Bırakın” diyor gelsin..

Sırtından abayasını çıkarıp, hanımın altına seriyor ve birlikte oturup
1 saat kadar sohbet ediyorlar.
 Aise Validemiz merak ediyor ve sonrasında;
 “Kimdi o? Neler konuştunuz?” soruyor
 
Cevaba bakar mısınız;
” O, Hatice’nin arkadaşı idi, eski günleri yad ettik”
 Hatice Validemiz vefat etmiş, aradan yıllar geçmiş,
vefayı,  sevgiyi, özlemi görüyor musunuz? 
 
Ve o hengamede. Yine bakınız ki o asil hanıma,
Efendimiz’den  daha yaşlı oldugu için
O’na üstüne evlenmesini teklif ediyor!
Düşünebiliyor musunuz? 
 
O’nu öylesine seviyor ki, sadece
 O’nu mutlu edeceğini düşündüğü için
“Evlen” diyor!Ama O, reddediyor, asla O’nu incitmek istemiyor.Hanım’a bakın!
Vesevgisine..
Yine Validemiz’in vefatından çok uzun yıllar sonra
kız kardesi  Hale  Efendimiz’in evine gelir ve kapıyı çalar..
  
Öylesine heyecanlanır ki O, kapıya koşar, eli ayağı dolaşır
“Neden” derler..“Hatice’nin calışı bu” buyururlar.
.Ve “Sanırım Hale’dir gelen”derler..
Hz. Hatice annemizden söze başladıktan sonra
 satırların sınırına bağlı kalmak gerçekten çok zor .
Ne çare ki,
Hatice annemizin Efendimiz üzerindeki şefkat ve  ihtimamına örnekler vermemize  sayfamız sınırlı
kelimeler kifayetsiz  kaldı
 
inşallah sizlerinde bu konuda araştırma yapmanıza vesile olur              En güzel Aşk hikayesi
budur!
Yasanmış ama eskimemis,
yepyenidir..
Bizlerin muhterem Validemiz’den alacağı cok dersler var.. 
O’na,  ve    Onlar’a benzeyenlere selam olsun..

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı



güzel dost

Nur Alemi nden Seçmeler


Kategoriler

Son yazılar

cam filmi 120,00 tl
Başlıksız
Başlıksız
GÜNAYDIN OTO ELEKTRİK VE AKSESUAR ÇEŞİTLERİMİZ
OTOAKSESUAR ve ELEKTRİK
Yusufu Kaybettim
Yolu Bu Kadar Güzel Olursa,Kimbilir Cennetin Kendisi Ne Kadar Gü
İnsan VAV.. Şeklinde Doğar,
YA ŞEHRİ RAMAZAN HOŞGELDİN
Dünyanın, Yaşanmış En Güzel Aşk Hikayesi
Taşıyamazlar, Kaldıramazlar Senin Yükünü, ....
DİN MAHSULÜNÜ GÖZYAŞI İLE SULA....
BÜLBÜL VE KIRMIZI GÜL
Giresun tez zamanda Göresun Memleketim..
Başlıksız
Satılık Temiz Araba .....
MİRAÇ KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN
Dost musun? Öyleyse canın canımdır
GEÇMİŞ DÜN TEDAVÜLDEN KALKMIŞ PARA
DUANIZ OLMASA NE ÖNEMİNİZ VAR ( FURKAN-77 )
Başlıksız
Fırtınalar İnsanın Denizi Sevmesine Engel Olamaz
HAYAT DERSLERİ
SAHİPSİZ VATANIN BATMASI HAKTIR SEN SAHİP ÇIKARSAN BU VATAN BATM
HANIMLAR ALINMASIN AMA ........ OLABİLİRR

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Arkadaşlarım
e-posta
Blog RSS

Arkadaşlar

dualarla
yolcugidiyor
serverh
affeyleallahim
fatimaa
1sonsuz3
mnelam
rahmetli645
bennur76
hidayetsaati
saadetimm
hakkdostu
aygiz
sevgikatresi
sadhezarnur
asram
sevdaligonul
yaralibakis
asevilay
islamhakdin
mnelam1
rufeydem
sanageleyim
usta28
mukaddime


<

<










Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:14
| Sonraki Sayfa



object width="300" height="80">